Çatıda seks yaparken yakalandılar

ABD’nin Delaware eyaletinde 38 yaşındaki Michael Suh ve 27 yaşındaki Nicole Germack kalabalığın içinde yoldan geçen insanların ve bulundukları yerden daha yüksekte olan herkesin gözü önünde sevişmeye başladı.

Daily News’de yeralan habere göre durumdan rahatsız olan olaya tanık olan bölge sakinleri durumu polise haber verdi. Ancak polis bile çifti durduramadı. İlk uyarıya rağmen ikisi de sevişmeye devam etti.

Ardından polisin durmadığınız için gözaltındasınız anonsu geldi. Ancak onlar bu sefer de 2 bina yan tarafta oturan Michael Suh’un evine geçti. Polis sonunda çifti gözaltına almayı başardı. Ancak Michael ve Nicole 1800 dolar kefaletle serbest kaldı.

Bursaspor Chikhura Sachkhere

Geçtiğimiz sezon her kulvarda hayal kırıklığı yaşatan ve UEFA Avrupa Ligi’nde Vojvodina’ya elenerek taraftarını üzün Yeşil-Beyazlılar, Şenol Güneş yönetiminde bu engeli aşmak istiyor. Saat 21.30’da başlayacak mücadeleyi İsrail Futbol Federasyonu’ndan Roy Reinshreiber yönetecek.

UEFA Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu’nda yarın sahasında Gürcistan temsilcisi Chikhura Sachkhere ile karşılaşacak Bursaspor, Avrupa kupalarında 31. maçında mücadele edecek.

İlk Avrupa deneyimini 1974-1975 sezonunda Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda yaşayan Bursaspor, Spor Toto Süper Lig’de şampiyon olduğu 2009-2010 sezonu sonrası 2010-2011’de UEFA Şampiyonlar Ligi‘nde yer aldı.
Şampiyonlar Ligi’nde direkt gruplara kalan “Yeşil Timsah”, Valencia, Glasgow Rangers ve Manchester United ile aynı kümede yer aldı. Bursaspor, 6 maçta sadece bir beraberlik elde edebildi.

Avrupa Kupa Galipleri Kupası

Yeşil-beyazlıların ilk Avrupa macerası, 1974-1975 sezonundaydı. O yıllardaki adıyla Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda “kupa finalisti” olarak boy gösteren ve çeyrek finale kadar yükselmeyi başaran Yeşil Timsah, Dinamo Kiev‘e iki maçta yenilerek elendi.

Bursaspor, 1986-1987’de “kupa şampiyonu” olarak yeniden bu organizasyona katıldı. İlk turda eşleştiği Ajax‘a sahasında 2-0, deplasmanda da 5-0 yenilen yeşil-beyazlılar, turnuvaya erken veda etti.
İntertoto Kupası ve UEFA Avrupa Ligi
Yeşil Timsah, 1994-1995’te ise o dönem UEFA Kupası’na katılmanın ön aşaması sayılan İntertoto Kupası’na katıldı. Bu turnuvada başarılı işler yapan Bursaspor, son maçında Almanya‘nın Karlsruhe takımına normal süresi 2-2, uzatma devreleri 3-3’lük skorla biten maçta penaltılarla yenildi.

Bursaspor, 2011 yılından itibaren adeta UEFA Avrupa Ligi’nin müdavimi oldu.

Yeşil-beyazlılar, 2011-2012’de ilk turda Belarus‘un FC Gomel takımı eledi. Diğer turda Belçika‘nın Anderlecht takımı ile eşleşen Bursa ekibi, sahasında 2-1 kaybettiği maçın rövanşında rakibiyle 2-2 berabere kaldı ve elendi.

Ligi 3. olarak tamamladıktan sonra 2012-2013 sezonunda da UEFA Avrupa Ligi’ne katılma hakkını elde eden Yeşil Timsah, ilk turda Finlandiya‘nın KuPS Kuopio takımını eledi. İkinci turda Hollanda temsilcisi Twente ile eşleşen Bursaspor, sahasında 3-1 kazandığı maçın rövanşında 4-1 yenilerek yine elenen taraf oldu.

Yeşil-beyazlı takım geçen sezon da Avrupa kupalarına erken veda etti. İlk turda Sırbistan temsilcisi Vojvodina ile eşleyen Bursaspor‘un, deplasmandaki birinci maçı 2-2 bitti. Bursa‘daki rövanşta 3-0 yenilen Yeşil Timsah, yine hayal kırıklığına uğradı.
Bursaspor, şimdiye kadar 30 maçlık Avrupa serüveninde 10 galibiyet ve 6 beraberlik aldı.
Muhtemel 11’ler;
BURSASPOR: Harun, Şener, Civelli, İbrahim, Ozan Tufan, Volkan, Traore, Belluschi, Bekir, Aydın, Fernandao;
CHİKHURA: Somkhishvili, Tchelidze, Kimadze, Kashia, Rekhviashvili, Datunaishvili, Bechvaia, Odikadze, Gabedava, Kutchukhidze, Dekanoidze

SAAT: 21.30
YAYIN: TRT SPOR
HAKEM: Roy Reinshreiber.
STAT: Bursa Atatürk

iyi bir skor almak istiyoruz

Bursaspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, UEFA Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu’nda yarın akşam Gürcistan‘ın Chikhura Sachkhere takımıyla yapacakları maçtan, taraftarları önünde iyi bir skorla ayrılmak istediklerini söyledi.

Maçın oynanacağı Atatürk Stadı’nda takım kaptanı İbrahim Öztürk ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Güneş, 2014-2015 sezonuna başlarken ilk resmi maçlarını UEFA Avrupa Ligi’nde oynayacaklarını anımsattı.

Taraftarlarımızın önünde iyi bir sonuç almak istiyoruz diyen Güneş, şunları söyledi

Rakibimiz fizik olarak daha avantajlı. İyi kapatan, takım oyununu iyi oynayan kompakt bir takım. İyi oyuncuları var. İlk resmi maçımızda kendi sahamızda oyuncularımızın performansını görmüş olacağız. Ayrıca alacağımız iyi bir sonuç, bize moral verecek. Rakibin avantajlı tarafları var, bizim de avantajlı taraflarımız var. Bunları kullanmak istiyoruz. Savunmada ve önde öne çıkan oyuncuları var. İyi bir oyunla ve iyi bir sonuçla sahadan ayrılmak istiyoruz.

Kaptan İbrahim Öztürk ise rakiplerinin ilk maçlarını kazanarak geldiğini ve onlara saygı duyduklarını belirtti.

Kendi saha ve seyircileri önünde oynayacakları maçta, ikinci maç için avantajlı bir skor elde etmek istediklerini anlatan İbrahim Öztürk, Hocamız gerekli analizleri yaptı, kamp döneminde bunları çalıştık. Herkes sahaya çıktığında ne yapacağını biliyor. En iyisini yapacağımıza inanıyorum. İşi burada bitirmek istiyoruz açıkçası. Taraftarlarımızla da buluşacağız. Onlara da iyi bir sonuç vermek istiyoruz diye konuştu

SAAT: 21.30
YAYIN: TRT SPOR
HAKEM: Roy Reinshreiber.
STAT: Bursa Atatürk

İznik te Dolu Kabusu Yaşandı

Marmara Bölgesi’nin tarım ambarı İznik‘in üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Bir kaç ay önce zeytin üreticisini vuran dolu yağışı, bu kez de meyve üreticisini vurdu.

Dün akşam 16.30 sıralarında başlayan dolu yağışı aralıksız 20 Dakika yağdı. İznik Ziraat Odası Başkanı Vahit Mutlu, durumu vahim olarak niteledi. Mutlu, “Dün akşam aralıksız 20 Dakika Yağan dolu, Kaynarca, Hacıosman, Elmalı, Candarlı, ve Kırıntı köylerinde etkili oldu. Ovadaki mahsüllerde takribi yüzde 60-80 arasında hasar oluştu. Kesin hasar tespiti ilçe tarım müdürlüğünün yapacağı alan çalışmasında belli olacak” dedi.

Vahit Mutlu, iki gün önce de Çiçekli ve Dereköy Ovası’nı vuran dolu yağışının başta şeftali, kabak, fasulye, domates, patlıcan ve elmada büyük hasara neden olduğunu sözlerine ekledi. – Bursa

Belgrad Ormanı tehdit altında!

Cağaloğlu öğrencileri, Belgrad Ormanı’nın korunması için incelemeler yapıp öneriler getirdi. Milliyet işbirliğiyle Almanya Çevre Vakfı (DBU) ile IZOP Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen ‘Çevrecilikle Kurulan Köprüler: Türkiye ve Almanya’ projesi kapsamında Ümit Pelinsu Yergün, Nur Sima Sekban, Bilgehan Bakırel, Nurses Dila Dizmen, Fatih Burak Akçay, Selin Demir, Irmak Taydaş, Cemre Tarhan, Cemre Yıldırım, Müşerref Ezgi Öndeş, Berk Gönenç, Kumsal Ecem Çolpan, Oya Serbest’in önerileri şöyle:
Adı geçince akıllara yalnızca ‘piknik’ gelen Belgrad Ormanı, günümüzde birçok tehditle karşı karşıya. Bizans döneminde inşa edilen bentlerle su rezervi olarak kullanılmaya başlanan Belgrad Ormanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar da fermanlar ile koruma altında tutuldu. Öyle ki hakkında en çok ferman çıkarılan orman olarak da tarihte bahsi geçen Belgrad Ormanı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da ‘Muhafaza Ormanı’ kabul edilerek gözetim altında tutuldu.
Sadece bir su kaynağı ve tarihi önemi ile değil Belgrad Ormanı aynı zamanda içinde barındırdığı zengin ekolojik çeşitliliğiyle de büyük önem taşıyor. Ünlü Avusturyalı tarihçi ve diplomat Joseph von Hammer’ın “İstanbul’da gerçekten orman denilmeye yaraşır olan tek alan” diye nitelendirdiği Belgrad Ormanı, ülkemizde bulunan 2 bin 500 farklı bitki türünün beşte birine ev sahipliği yapıyor. Yüz ölçümlerine oranla İngiltere, Polonya gibi ülkelerden daha fazla bitki çeşidini bir arada bulunduran ormanın bünyesinde altı çeşit endemik (yöreye özgü) bitki türü de bulunuyor.

Üçüncü havalimanı bir tehdit
Tüm bu önemine karşın orman yıllardır birçok ciddi sorunla yüz yüze… Milli Park veya Tabiat Parkı gibi orman içerisinde yapılaşmaya izin veren yasalar ormanın doğal dokusunun bozulmasına yol açıyor. Artan nüfus yoğunluğu ile birlikte ortaya çıkan yerleşim yeri ihtiyacı ve dolayısıyla uygulanan yanlış şehirleşme politikası; beraberinde getirdiği üçüncü köprü ve havalimanı projeleri ormanın gelecek nesillere aktarılmasında oldukça büyük bir engel teşkil ediyor. Üçüncü köprünün inşaatı ile hızla daralmaya başlayan ormanın biyolojik çeşitliliği de tehdit ediliyor. İnşaatlar kontrol altına alınmazsa, yakın zamanda İstanbul’da ‘orman’ diyebileceğimiz bir alan kalmayacak.
Bu koşullar altında en büyük sorumluluk ormanlarına karşı duyarlı olmaları gereken İstanbullular’a düşüyor. Yasal bağlamda ise, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi profesörlerine göre en net çözüm UNESCO koruması… UNESCO listesine kabul edildiği takdirde yüksek bir statü kazanacak olan Belgrad Ormanı böylece uluslararası alanda da tanınma şansı yakalayacak. Yakın zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Belgrad Ormanı’nın listeye girmesi için başvuru yapan İstanbul Üniversitesi Ormancılık Fakültesi’nden Prof. Dr. Alper H. Çolak’ın başvurusu kabul edildiği takdirde orman uluslararası yasalarla korunmuş olacak.

Ormana güvenlik kameraları
Kuşların dünyadaki en önemli göç yolunun İstanbul’dan geçtiğini vurgulayan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Doç. Dr. Zeynel Aslangündoğdu, yılda 600 bin kuşun üremek için güney ülkelerinden Avrupa’ya göçünü İstanbul üzerinden gerçekleştirdiğini söylüyor. Belgrad Ormanı üzerinden de yılda yaklaşık 900 bin leyleğin göç ettiği ve bunlardan 600 bin tanesinin yapılması planlanan üçüncü havalimanı üzerinden geçtiğine dikkat çeken Aslangündoğdu, üçüncü havalimanının tamamlanması halinde “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarını Koruma Sözleşmesi”nin (Bern Sözleşmesi) ihlal edileceğini de vurguluyor.
Aslangündoğdu’ya göre tek tehdit üçüncü havalimanı da değil. Aslangündoğdu, Belgrad Ormanı’ndaki yaban hayatının da sorunlarıolduğunu söylüyor. Özellikle, ormana bırakılan başıboş köpeklerin, Kaçak avcılığın ve orman çevresindeki trafiğin hayvanların kontrolsüz ölümüne neden olduğunu vurgulayan Aslangündoğdu, üçüncü köprü inşaatının bu trafik yoğunluğunun artmasına neden olacağını ve hayvan ölümlerinin buna bağlı olarak artacağını öngördüklerini vurguluyor.
Aslangündoğdu tüm bunlara karşılık önlem olarak, ormanın belirli noktalarına kamera konulmasını ve ormandaki güvenlik personeli sayısının arttırılmasını öneriyor.

Şehrin içinde bir saklı bahçe

Belgrad Ormanı’nın güneydoğusunda, 296 hektarlık bir alana yayılan Atatürk Arboretumu, yaklaşık 2 bin farklı bitkiye ev sahipliği yapıyor. Girişte, Belgrad Ormanı’nın büyük bir kısmını oluşturan meşe ağacı tohumu şeklindeki mermerden bir süs havuzu göze çarpıyor. Yapay göletleri, kazları ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ağaçlarıyla bir yağlı boya tablosunu andıran bu Arboretum görülmeye değer.

Kapıdan bakıldığında yelpazeyi andıran bu canlı ağaç müzesi filmlerdeki gibi bir atmosfer sunuyor. Prof. Dr. Hayrettin Kayacık’ın önerisi üzerine 1949’da kurulan bu arboretumun içinde dev Amerikan Sekoya ağaçları, Çin bambuları, Macar meşeleri, Uludağ göknarı, Amerikan lale ağacı gibi bitki çeşitleri bulunuyor. Fakat Çin’de oldukça büyüyüp geniş alanlara yayılan odunsu bir bitki, Türkiye’deki farklı iklim şartları nedeniyle normal boyutuna ulaşamıyor. Aynı zamanda İspanya’da uzun ve dikenli yapraklara sahip bir ağacı arboretumda daha kısa ve yumuşak yapraklı görmek mümkün. Arbotretumda kış ayında çiçekli ağaçlar da görülüyor. Atatürk Arboretumu Müdürü Mehmet Alan, bu durumu küresel ısınmaya bağlıyor. Alan, bitkilerin ılık geçen kış ayları nedeniyle kendilerini yaz mevsiminde zannederek çiçeklendiğini belirtiyor. Yine de bitkiler, bu arboretumda hayatlarını devam ettirebiliyorlar.

‘Benim Alman, Türk ve Musevi parçalarım var’

İstanbul’da yaşam savaşı veren bitki türlerini koruyan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ndeki Alfred Heilbronn Botanik Baheçesi’nin kurucusu Heilbronn’un oldukça ilginç bir hayat hikayesi var.
Münih Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra birçok Botanik Enstitüsü ve üniversitede görev alan Heilbronn, Münster Üniversitesi’nde botanik profesörlüğü yapmayı planlarken Nazilerin iktidara gelmesiyle tüm yaşamını değiştirmek zorunda kaldı. Heilbronn, üniversitedeki görevine son verilmesinin ardından Almanya’yı mecburen terk etti. 1933 üniversite reformu kapsamında, Atatürk tarafından Türkiye’ye çağırılan Heilbronn, Türkçe ders vermek şartıyla İstanbul Üniversitesi’ne kabul edildi. Ardından üniversitede küçük bir botanik enstitüsü ile 90 bitki yetiştirilebilen bir bahçecik temin edilmesini sağladı. Zamanla o küçük bahçecikten, günümüzde 3 bin 500’den fazla bitki türüne ev sahipliği yapan, örnek bir botanik bahçesi oluşturdu. 27 Mayıs darbesi sonrasında eşinin görevinden alınmasıyla, 1948’de vatandaşlığına geçtiği Türkiye’den ayrılıp Münster’e geri döndü ve 1961’de de hayata gözlerini yumdu.
“Benim Alman, Türk ve Musevi parçalarım var. Ve hiçbir parça aslında ötekini engellemiyor. Ben buyum. Artık bunu biliyorum. Çünkü ben her zaman İstanbulluydum ve her zaman İstanbullu kalacağım” sözüyle tanınan Heilbronn’un temellerini attığı Botanik Bahçesi’nin bugünkü asıl amacı; İstanbul’daki bitkileri yaşatmak.

Selanik Başkonsolosluğu ndan Mudanyalı Mübadillere

Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu Konsolos Muavini Aysun Oğuzer, Mudanya Lozan Mübadilleri Derneği’nin T.C Dışişleri Bakanlığı Başbakanlık Tanıtma Fonu Temsilciliği desteğiyle Yunanistan’da açtığı ‘Ben Bir Mübadil Torunuyum’ projesine ait sergiyi ziyaret etti.

Yunanistan’ın Halkidiki Bölgesi’ne bağlı Nea Moudania’da, bu yıl 35.’si düzenlenen Deniz ve Sardalye Festivali’ne katılan Mudanyalı mübadillerin hafta başından bu yana açık olan sergisini, Selanik Muavin Konsolosu Aysun Oğuzer, Başkonsolosluk Sekreteri Levent İmam ile birlikte gezdi. Nea Moudania Belediye Başkan Yardımcısı Kosmas Pandakas’ın da eşlik ettiği ziyarette, Lozan Mübadilleri Derneği Başkanı Hüseyin Türker’i kutlayan Muavin Konsolos Oğuzer, Bursa’nın Mudanya ilçesindeki yüzyıllık Rum evlerinin ahşap parçalarının üzerine işlenen resim, yazı ve eşyalarla ilgili çalışmayı önemli bulduğunu ifade etti. Oğuzer, Mudanyalı mübadillerin, dede topraklarına getirerek sergilediği eserlerin Türk-Yunan dostluğu adına kurulan ilişkinin bağı açısından da kültürel anlamda önemli olduğunu söyledi.

Mudanya Lozan Mübadilleri Derneği Başkanı Hüseyin Türker, 30 Haziran’dan bu yana Mudanya’nın aynı zamanda kardeş şehri olan Yunanistan’ın Nea Moudania ilçesinde, bu serginin açılmasına destek olan başta Dışişleri Bakanlığı Başbakanlık Tanıtma Fonu Temsilciliği’ne ve Atina Büyükelçiliği ile Selanik Başkonsolosluğu’na, katkılarından ötürü teşekkür etti.

Türker; 1922’de yaşanan Türk-Yunan nüfus mübadelesi kapsamında, Mudanya’dan Yunanistan’a gelen Rumlar tarafından kurulan Nea Moudania’da yaşayanların, standa ve kendilerine olan ilgisi ile misafirperverliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türker, ziyaret anısına Oğuzer’e, Mudanya’daki bir Girit evinde bulunan konsolosun ahşaba işlenmiş çalışmasını hediye etti.

5 Temmuz’a kadar açık kalacak olan sergi sonrasında projenin ikinci faaliyeti olarak dedelerinin göç yollarında çektiği zorlukları anlatan resim sergisinin Girit Kandiye’de açılacağı öğrenildi.