Bursa’da tehlike büyük! Herhangi bir önlem alınmazsa…

Pazartesi Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Sevim Yuryten. Olay Gazetesi Yazarı Mustafa Özdal, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Walker ile yaptığı deniz tükürüğü ve Bursa’nın çevre sorunları hakkında yaptığı röportajı güncel köşesine taşıdı.

Tüm çabalara rağmen müsilaj kabusu devam ediyor. Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Sevim Yuryten, deniz sıcaklığının bu yıl 2 derece arttığını belirterek, “Tedbir alınmazsa tabii ki artmaya devam edecek” dedi. Marmara Denizi’ndeki kirliliğin tesadüf olmadığını belirten Kuralen, müsilajın balık popülasyonunu da olumsuz etkileyebileceğini kaydetti. Kirleticilerin farklı yollarla denize ulaştığını ve Marmara Denizi’nin artık özümseme kapasitesini aştığını söyleyen Saygın, çözüm reçetesi için bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu belirtti.

Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz Yürütme, “Denizlerdeki kirliliğin izlenmesi ve yönetimi için bir merkez kurulmalıdır. Gemilerden atık toplama yönetmeliği ve atık kontrolü sıkı bir şekilde uygulanmalıdır. Atık su arıtma tesislerinin denetimleri artırılmalıdır. Kaçak deşarjlar tespit edilerek gerekli aksiyonlar alınmalıdır. Marmara Denizi’nin korunması, kirlenmesi ve rehabilitasyonu için kısa ve uzun vadeli önlemler alınmalı ve planlar yapılmalıdır. Kirliliği önlemek için her alıcı ortamın kendine özgü koşulları değerlendirilmeli ve havza bazlı su yönetimi ve alıcı ortam bazlı deşarj standardı benimsenmelidir.

———————

Pazartesi Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Sevim Yuryten. Yönetici ile deniz şişi, Bursa’nın çevre sorunları ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü hakkında konuştuk.

“DENİZİMİZDE GRAFİK KORKUNÇ”

Marmara ve Ege Denizlerini kaplayan deniz salyaları günlerce temizlenemez. Öncelikle deniz tükürüğü nedir ve nasıl oluşur?

Marmara Denizi’nde deniz suyu sıcaklığı, durgun deniz ve atıklarımızın oluşturduğu fazla besinler nedeniyle çeşitli alglerin bozulma reaksiyonları ile hızla çoğalan müsilajlar (deniz tükürüğü), denizin üzerini örterek yarattıkları kötü görünüm ve kokularla bizleri istemediğimiz bir durumla karşı karşıya bıraktılar. Maalesef şu anda denizlerimizde ürkütücü bir tablo var. Çocuklarımıza nasıl bir miras bırakacağız?

“KİRLİLİK BİR TESADÜF DEĞİLDİR”

Daha önce denizlerimizde deniz salyangozu görmemiştik. Bu yıl denizlerimizdeki kirliliğin sebepleri nelerdir?

Aslında son 10 yıldır parça parça gözlem yapıyoruz. Ama bu yıl çok daha fazlasını gördük. Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununun zamansal uzunluğu, kapladığı alanın büyüklüğü ve yoğunluğu göz önüne alındığında, günümüz sorunu doğal döngünün dışındaki sorunlara işaret etmektedir. Denizlerimize atılan atıklar ve iklim faktörleri bu oluşumu hızlandırdı. Bu yıl ilkbaharda deniz sıcaklığı önceki yıllara göre 2 derece daha yüksek. Deniz suyu sıcaklık parametresi, durgun su ve arıtılmamış atık su, fitoplankton adı verilen bu tek hücreli organizmaların aşırı büyümesine yol açar. Yaklaşık 25 milyon insanın yaşadığı Marmara Bölgesi’nde, evsel ve endüstriyel atık suların kontrolsüz kullanımı, tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar, gemi taşımacılığından kaynaklanan kirlilik ve yoğun sanayileşme ve yerleşimin neden olduğu diğer kara kaynaklı kirleticiler nedeniyle oluşan kirletici yük herşey ekosistemi bozar. Kirleticiler farklı yollardan denize ulaşmakta, asimilasyon kapasitesi aşılmakta ve alınan önlemlerin yetersizliği nedeniyle ciddi kıyı ve su kirliliği ile karşılaşılmaktadır.

“BALIK NÜFUSU TEHLİKE ALTINDA”

Deniz salyası deniz canlılarını nasıl etkiler? Balık popülasyonu için bir tehdit var mı?

Müsilaj, deniz suyunun oksijenle temasını azalttığı için tüm deniz canlıları üzerinde olumsuz etkileri vardır. Yüzeyde gördüğümüz müsilaj zamanla deniz tabanına çöker. Deniz tabanına batmaya başladığında anaerobik koşullar nedeniyle denizdeki çözünmüş oksijen seviyesini düşürmeye başlar. Bu, o bölgedeki tüm deniz ekosistemini etkileyecek bir parametredir. Henüz ciddi balık ölümleri gözlenmedi. Ancak müsilaj için acil önlemler alınmazsa balık popülasyonunu olumsuz etkileyecektir.

Mustafa Özdal’ın yazısının devamı için tıklayın…

Add a Comment